1959’da Alec Issigonis’in tasarladığı MINI, otomotiv tarihinin en ikonik araçlarından biri. İzmirli bir mühendis tarafından, Süveyş Krizi sonrası yakıt tasarrufu kaygısıyla tasarlanan bu küçük araç, sonunda bir kültür simgesi haline geldi. Borusan Otomotiv ev sahipliğinde düzenlenen bu akşam yemeği, MINI’nin özgür ruhunu doğayla buluşturdu.
Dada Uzak Orman: Şehirden Kaçış
Etkinlik, İstanbul’un ormanlarla kaplı kuzey bölgesinde yer alan Dada Uzak Orman’da gerçekleşti. Şehir merkezinden yaklaşık bir saat uzaklıktaki bu mekan, doğanın içinde ama konfordan ödün vermeyen bir deneyim sunuyor.
MINI için bu lokasyon tesadüf değildi. Marka, şehir içi pratikliğiyle tanınsa da, “kaçış” ve “özgürlük” kavramlarıyla da özdeşleşiyor. Ormanın ortasında, açık havada kurulan masa, bu ruhu yansıtıyordu.
Başlangıçlar: Denizden ve Topraktan
Menü, fümelenmiş akya ile açıldı. Akya, Ege ve Akdeniz’de avlanan, yağlı ve lezzetli bir balık. Fümeleme, bu yağlılığı dengeliyor ve balığa derin bir aroma katıyor. Çemenli mayonez – çemen, pastırmanın etrafındaki baharatlı kaplama – beklenmedik ama isabetli bir eşleşmeydi. Turp otu ve kan portakalı, tazelik ve hafif bir acılık ekledi.
Pırasa dizme, Osmanlı mutfağının zeytinyağlı klasiklerinden birinin modern yorumuydu. Pırasa, düzgün dizilmiş ve yavaşça pişirilmişti. Böğürtlen marmeladı, tatlı-ekşi bir kontrast sağladı. Ordu fındığı – Türkiye dünya fındık üretiminin yüzde 70’ini karşılıyor ve Ordu, bu üretimin merkezi – çıtır bir doku kattı.
Mangalda Ahtapot
Ahtapot, doğru pişirilmezse lastik gibi olabilen, zor bir malzeme. Mangalda pişirmek ise ekstra risk demek – dış yüzey yanarken iç kısım çiğ kalabilir. Bu versiyonda ahtapot önce uzun süre haşlanmış, sonra mangalda sadece dış kabuğu çıtırlaştırılmıştı.
Bodrum mandalinası, Ege’nin bu narenciyesiyle hazırlanan kereviz eşlik etti. Dereotu reçeli ise alışılmadık bir tercihti – dereotunun anason benzeri aroması, reçel formunda tatlılaşarak ahtapotun deniz tuzuyla ilginç bir denge kurdu.
Ana Yemek: Balıkesir Kuzu Kol
Tiftiklenmiş kuzu kol, gecenin ana yemeğiydi. Kol, kuzunun en çok çalışan kaslarından biri – düşük ısıda uzun süre pişirilince lifler ayrılıyor, “tiftiklenmiş” doku ortaya çıkıyor. Balıkesir, Türkiye’nin en önemli küçükbaş hayvancılık bölgelerinden; buranın kuzuları, otlak kalitesi nedeniyle ayrıca değerli.
Enginar tarhanası, alışılmadık bir garnitürdü. Tarhana, fermente bir tahıl ürünü olarak genellikle çorba yapılır. Burada enginarla zenginleştirilmiş bir tarhana, kuzunun yanında lezzetli bir eşlikçi olmuştu. Bebek enginarlı pirinç pilavı, Ege’nin bahar sebzesini sofraya taşıdı.
Tatlı: Sütlaç’ın Yeni Yorumu
Sütlaç, Türk mutfağının en temel tatlılarından biri – pirinç, süt ve şeker. Basit görünse de, doğru kıvamı yakalamak ustalık ister. Bu versiyonda rom eklenmişti – Karayip etkisi, sütlacın sade tatlılığına derinlik kattı.
Deniz tuzlu badem krokan, tatlı-tuzlu kontrastı sağladı. Deniz tuzu, son yıllarda tatlılarda sıkça kullanılıyor – karamelde, çikolatada olduğu gibi, burada da tatlılığı keskinleştirip aromaları öne çıkardı.
Şarap: Ma’adra – Madra Dağları
Yemek boyunca Ma’adra şarapları eşlik etti. Kuzey Ege’deki Madra Dağları eteklerinde üretilen bu şaraplar, Türk şarapçılığının yeni nesil temsilcilerinden. Menüde iki etiket vardı: 2023 Chardonnay ve 2021 Cabernet Sauvignon Single Vineyard. İkisi de bölgenin volkanik toprak yapısını ve Ege iklimini yansıtıyordu.
MINI Ruhu
Şefimizin menü notunda yazdığı gibi: “Yemek, yalnızca bedenimizi değil, ruhumuzu da besleyen bir deneyimdir.” Bu akşam yemeği, MINI’nin temsil ettiği değerlerle – özgürlük, bireysellik, doğayla bağ – örtüşüyordu. Ormanın ortasında, mevsimin en taze malzemeleriyle hazırlanmış bir sofra; şehrin gürültüsünden uzakta, ama lezzetten ödün vermeden.
•
Kurumsal etkinlikler için: theredballoon.com.tr


